Şükrü KIZILOT Hürriyet
9 Haziran 2007
Ne olacak bu esnafın hali
ÖNÜMÜZDEKİ günlerde, milletvekili adaylarına en çok sorulacak sorulardan
biri bu. Özellikle iktidar partisi milletvekili adaylarının işi zor.
Esnaf ve sanatkarın işleri durgun, piyasada nakit para darlığı var. Esnaf ve
sanatkarın, sermayesi eriyor. Karşılıksız çekler ve protesto edilen
senetlerde, sayı ve tutar olarak büyük artış var. Sorun bunlarla da
bitmiyor. Büyük alış veriş merkezleri, esnaf ve sanatkar için ciddi bir
haksız rekabet unsuru. Emekli olup çalışanları cezalandıran, garip bir
sosyal güvenlik anlayışı ve vergilerle ilgili ciddi sorunlar var.
NE YİYOR VE İÇİYOR
Mevcut vergi yasaları, Orhan Veli'nin 'Bedava yaşıyoruz' şiirinden
esinlenerek hazırlanmış. 2008 yılından itibaren, ücretlilere, 'asgari
ücretin yarısı' kadar, 'asgari geçim indirimi' tanınacak. Esnafa ve
sanatkara ise 1 YTL geçim indirimi hakkı tanınmıyor. Yanında çalışan işçiye
var ama esnafa yok!
Daha açık bir anlatımla, esnaf ve sanatkara "Arkadaş, sen bedava yaşıyorsun.
1 YTL bile masrafın yok" deniliyor.
ŞİRKETLERİ KATLIYOR
Şu anda yürürlükte olan vergi yasalarına göre; esnaf ve sanatkarlar, yıllık
19 bin YTL'yi aşan gelirleri için yüzde 27 oranında, yıllık 43 bin YTL'yi
aşan gelirleri için de yüzde 35 oranında 'Gelir Vergisi' ödüyorlar. Oysa,
anonim ya da limited şirketler, 43 milyon YTL hatta 1 milyar YTL dahi
kazansalar, yüzde 20 'Kurumlar Vergisi' ödüyorlar. Bu yönüyle baktığımızda,
esnaf ve sanatkarın en yüksek vergi oranı, şirketlerin vergi oranını,
neredeyse ikiye katlıyor.
STOPAJ ÜSTÜNE STOPAJ
Esnaf ve sanatkarlar, stopaj üstüne stopaj ödüyorlar. Örneğin; işyeri kirası
net belirleniyor, işçinin ücreti, muhasebeci ya da avukata yaptığı ödeme net
olarak belirleniyor. Bunların stopajlarını esnaf ve sanatkar üstleniyor.
Ancak ödediği vergiler arasında gözükmüyor.
MEVZUAT ÇOK KARMAŞIK
Sık sık değişen vergi yasaları, yayınlanan kararnameler, tebliğler, iç
genelgeler ve sirkülerlerin sayısı o kadar çok ki esnaf ve sanatkar, bunları
izleyemiyor. Bu yetmiyormuş gibi mevzuat da son derece karışık. Somut bir
örnek olarak, 'son çıkan KDV kararnamesi'ni gösterebiliriz. Kararname o
kadar karışıktı ki gazete ve TV'lerin çoğunda, oranı indirilmeyen et, süt,
yoğurt, peynir, meyve, sebze, bakliyat ve daha bir çok gıda maddesinin
oranları indirilmiş gibi haberler yayınlandı.
BÜROKRASİ BIKTIRIYOR
Başbakan Erdoğan'ın, üç yıl önce söylediği "İktidar olduk ama bürokratik
oligarşiyi yıkamadık" sözü, bugün de geçerliliğini koruyor. Esnaf ve
sanatkar, bürokrasinin içinde, adeta boğulmuş durumda. Neredeyse üç günde
bir kamu kurumlarına gidip, beyanname, bildirim, dilekçe veriyor ve vergi,
prim, harç vs. ödüyor.
DOLAYLI GELEN VERGİLER
Türkiye'de toplanan vergilerin yüzde 70'inin dolaylı vergi olması, ülkede
vergi adaletinin bulunmadığının somut göstergesi. Dünyanın en pahalı
akaryakıtı Türkiye'de satılıyor. İstihdam üzerindeki yükler bakımından da
dünya rekoru Türkiye'de. Çünkü net asgari ücretin yüzde 70'i kadar kesinti
var. Alkollü içkilerdeki vergi yükü, AB ortalamasının üzerinde. Bu da kayıt
dışılığı körüklüyor. Cep telefonunda, en yüksek vergi yine Türkiye'de;
bizden sonra Tanzanya geliyor.
Yazdıklarımız, esnaf ve sanatkarların yaşadığı sorunların, yarısı bile
değil.
Evet. Bu kadar sorunun arasında ne olacak bu esnaf ve sanatkarların hali?
Yazının Orijinali